Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığı (Cervical Disc Herniation), omurlar arasında yer alan disklerin zayıflaması, yırtılması veya yer değiştirmesi sonucunda sinir köklerine baskı oluşturmasıyla ortaya çıkan yaygın bir omurga sağlığı problemidir. Teknolojik cihaz kullanımının artması ve masa başında geçirilen uzun saatler nedeniyle modern yaşamın en sık görülen boyun rahatsızlıkları arasında yer almaktadır.

Bu blog yazısında boyun fıtığının nedenlerinden tedavi yöntemlerine, belirtilerinden korunma yollarına kadar merak edilen tüm detayları bulabilirsiniz.

Boyun Fıtığı Nedir?
Boyun fıtığı, servikal bölgede yer alan omurlar arasında bulunan disklerin yapısal bütünlüğünü kaybetmesiyle gelişir. Diskin dış katmanında oluşan zayıflama veya yırtık, iç kısmındaki jel kıvamındaki maddenin dışarı taşmasına yol açar. Bu taşma sinir köklerine veya omurilik kanalına baskı yaparak ağrı ve fonksiyon kaybına neden olabilir.

Boyun Fıtığının En Sık Görülen Belirtileri
Boyun fıtığının belirtileri fıtığın derecesine, seviyesine ve sinir basısının şiddetine göre farklılık gösterebilir. En yaygın şikayetler şunlardır:

1.⁠ ⁠Boyun Ağrısı
Genellikle ense bölgesinden başlar ve omuza doğru yayılır. Baş hareketleriyle şiddetlenebilir.

2.⁠ ⁠Kol ve Omuzda Ağrı
Sinir basısının olduğu tarafta kol boyunca aşağı iner. Bazen omuz başında yanma veya batma hissi eşlik eder.

3.⁠ ⁠Ellerde Uyuşma ve Karıncalanma
Sinir köklerinin sıkışmasına bağlı olarak parmak uçlarına kadar inen uyuşma sık görülür.

4.⁠ ⁠Kas Güçsüzlüğü
Objeleri tutmada zorlanma, kavrama gücünde azalma olabilir. İleri olgularda kalıcı sinir hasarı riski bulunmaktadır.

5.⁠ ⁠Baş Dönmesi ve Denge Sorunları
Bazen servikal bölgedeki kas spazmına bağlı olarak baş dönmesi eşlik edebilir.

Boyun Fıtığının Nedenleri Nelerdir?
Günümüzde yaşam alışkanlıkları, boyun fıtığı gelişiminde en önemli rolü oynar. Başlıca nedenler:

1.⁠ ⁠Uzun Süre Masa Başı Çalışma
Aynı pozisyonda saatlerce kalmak, disklerin zamanla yıpranmasına yol açar.

2.⁠ ⁠Yanlış Telefon Kullanımı (Tech-Neck)
Baş öne doğru eğik şekilde uzun süre telefon kullanmak, boyun bölgesindeki yükü 5 kat artırır.

3.⁠ ⁠Duruş Bozuklukları
Omuzların öne düşmesi ve kamburluk, servikal omurlar üzerinde aşırı mekanik stres oluşturur.

4.⁠ ⁠Travmalar
Trafik kazaları, whiplash (kamçı yaralanması), düşmeler ve spor kazaları.

5.⁠ ⁠Yaşlanma ve Dejeneratif Değişiklikler
Disklerde su kaybı, elastikiyet azalması ve yapısal zayıflama.

6.⁠ ⁠Fazla Yük Kaldırma
Ters hareketle ağırlık kaldırmak boyun bölgesine aşırı yük bindirir.

Boyun Fıtığı Nasıl Teşhis Edilir?

Boyun fıtığı tanısı mutlaka uzman muayenesi gerektirir. Tanı sürecinde şu yöntemler kullanılır:
•⁠ ⁠Fizik muayene ve nörolojik değerlendirme
•⁠ ⁠MR (Manyetik Rezonans): En detaylı görüntüleme yöntemidir.
•⁠ ⁠BT (Bilgisayarlı Tomografi)
•⁠ ⁠EMG (Elektromiyografi): Sinir hasarını ölçmek için kullanılır.
Erken tanı, sinir kökü basısını durdurmak ve kalıcı hasarı önlemek için kritik öneme sahiptir.

Boyun Fıtığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Boyun fıtığı tedavisinde amaç, sinir üzerindeki baskıyı azaltmak, ağrıyı kontrol altına almak ve hastanın günlük yaşam kalitesini artırmaktır.

1.⁠ ⁠İlaç Tedavisi
•⁠ ⁠Ağrı kesiciler
•⁠ ⁠Kas gevşeticiler
•⁠ ⁠Antienflamatuar ilaçlar

2.⁠ ⁠Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Boyun fıtığı tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Program kişiye özel hazırlanır:
•⁠ ⁠Boyun, sırt ve omuz kuşağı güçlendirme egzersizleri
•⁠ ⁠Manuel terapi
•⁠ ⁠Traksiyon (boyun germesi)
•⁠ ⁠Yumuşak doku mobilizasyonu
•⁠ ⁠Kuru iğneleme veya TMB (Trigger Point) uygulamaları

3.⁠ ⁠Egzersiz Programları
Düzenli egzersizler, boyun kaslarını güçlendirir ve tekrar fıtık oluşma riskini azaltır.

4.⁠ ⁠Yaşam Tarzı Düzenlemeleri
•⁠ ⁠Ergonomik çalışma ortamı
•⁠ ⁠Telefon kullanımında boynu öne eğmemek
•⁠ ⁠Ortopedik yastık kullanımı
•⁠ ⁠Düzenli molalar

5.⁠ ⁠İleri Tedaviler
•⁠ ⁠Sinir kökü blokajı
•⁠ ⁠Epidural enjeksiyonlar

6.⁠ ⁠Cerrahi Tedavi
Hastaların yalnızca %5’inde cerrahi gerekebilir.
Cerrahi ancak şu durumlarda düşünülür:
•⁠ ⁠İleri düzey sinir hasarı
•⁠ ⁠Kas gücünde belirgin kayıp
•⁠ ⁠Yürüyüş bozukluğu
•⁠ ⁠İdrar – dışkılama kontrolünde sorun
•⁠ ⁠Şiddetli ve geçmeyen ağrı

Boyun Fıtığı İçin Evde Yapılabilecek Basit Önlemler
•⁠ ⁠Isı uygulaması (kas spazmını azaltır)
•⁠ ⁠Duruş kontrolü
•⁠ ⁠Ağır yük kaldırmaktan kaçınma
•⁠ ⁠Günde birkaç kez germe egzersizleri
•⁠ ⁠Ekran yüksekliğinin göz hizasında olması

Boyun ve kol ağrısı, uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük gibi belirtileri hafife almayın.
Erken tanı ve doğru tedavi ile hastaların büyük çoğunluğu ameliyatsız bir şekilde sağlığına kavuşabilir.
Profesyonel bir değerlendirme için mutlaka bir uzman görüşü almanız önerilir.

📍 Clinic Alaçatı
📞 +90 530 544 2035
🌐 Uzm. Dr. Başak Tanrıkulu Orhan | Omurga Sağlığı Uzmanı

Bel Omurga Daralması (Lumbar Spinal Stenosis) Nedir?

Bel bölgesinde yer alan omurga kanalı, sinirlerin geçtiği hassas bir yapıdır. Zamanla bu kanalın daralması, sinirlerin sıkışmasına yol açar. Tıp dilinde lumbar spinal stenosis olarak adlandırılan bu durum, özellikle 40 yaş sonrası bireylerde yaygın olarak görülür.


Kendi klinik pratiğimizde bu rahatsızlığa oldukça sık rastlıyoruz. Hastalar genellikle bel ve bacak ağrısı, uyuşma, yürüme güçlüğü gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Erken teşhis ve uygun tedaviyle yaşam kalitesini artırmak mümkündür.

Bel Omurga Daralmasının Belirtileri Nelerdir?

Bel omurga daralması sinsice ilerleyen bir rahatsızlıktır. Çoğu zaman başlangıçta sadece hafif ağrılarla kendini gösterir. Ancak ilerleyen dönemlerde aşağıdaki belirtiler sıkça görülür:

  • Belde ve kalçada başlayan, bacağa yayılan ağrı
  • Uzun süre ayakta kalınca artan, oturmakla azalan ağrı
  • Bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük
  • Uzun yürüyüşlerde “bacaklarım taş gibi oluyor” hissi
  • Denge bozuklukları veya yürüme mesafesinde azalma

Bu belirtiler, omurilik kanalında sinir köklerinin baskı altında olduğuna işaret eder.

Bel Omurga Daralmasının Nedenleri

Bel omurga daralması genellikle yaşa bağlı olarak gelişir, ancak bazı durumlar riski artırır:

  • Kireçlenme (dejeneratif değişiklikler)
  • Fıtıklaşmış diskler
  • Omurga kayması (spondilolistezis)
  • Doğumsal kanal darlığı
  • Travma veya ameliyat sonrası gelişen yapışıklıklar
  •  

Özellikle uzun yıllar masa başında çalışan veya ağır yük kaldıran kişilerde bu tablo daha sık görülür.

Tanı Nasıl Konur?

Belirtilerle kliniğimize başvuran hastalarda öncelikle detaylı bir fizik muayene yapıyoruz.
Ardından MR (Manyetik Rezonans) veya BT (Bilgisayarlı Tomografi) gibi ileri görüntüleme yöntemleriyle omurga kanalının genişliği değerlendiriliyor.
Bu sayede hem darlığın derecesini hem de sinir sıkışmasının düzeyini net bir şekilde görebiliyoruz.

Tedavi Yöntemleri

Tedavi yaklaşımımız hastanın yaşına, ağrı şiddetine ve darlığın seviyesine göre belirlenir.


Genellikle şu yöntemler uygulanır:

1. Konservatif (Cerrahi Dışı) Tedavi

  • Fizik tedavi ve özel egzersiz programları
  • Ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar
  • Epidural veya transforaminal enjeksiyonlar
  • Manuel terapi ve postür eğitimi

Bu yöntemlerle birçok hastada belirgin rahatlama sağlanabilir.
Özellikle bel ve core kaslarını güçlendiren egzersizler, omurgayı destekleyerek ağrının azalmasına yardımcı olur.

2. Cerrahi Tedavi

Konservatif yöntemlerle düzelme sağlanamayan, nörolojik kaybı (uyuşma, güçsüzlük) ilerleyen hastalarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Cerrahi tedaviyle amaç, daralmış kanalın genişletilmesi ve sinirlerin üzerindeki baskının kaldırılmasıdır.

Bel Sağlığınızı Korumak İçin Önerilerim

  • Düzenli egzersiz yapın, özellikle core kaslarını güçlendirin.
  • Uzun süre oturmaktan kaçının, aralarda mutlaka pozisyon değiştirin.
  • Ağırlık kaldırırken dizlerinizi bükün, belinizden eğilmeyin.
  • Yeterli su için, dengeli beslenin.
  • Fazla kilolardan kaçının.
  •  

Unutmayın, bel sağlığı tüm beden dengesi için kritiktir.
Erken dönemde fark edilen omurga daralması, doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir.

Alaçatı’daki kliniğimizde, bel ağrısı ve omurga rahatsızlıkları yaşayan hastalarımıza bireysel değerlendirme ve tedavi planları sunuyoruz.
Modern teknolojiler, kişiye özel egzersiz programları ve ağrısız yaşam odaklı tedavi yaklaşımlarımızla her zaman yanınızdayız.

📍 Clinic Alaçatı
📞 +90 530 544 2035
🌐 Uzm. Dr. Başak Tanrıkulu Orhan | Omurga Sağlığı Uzmanı

Kışa Sağlıklı Bir Başlangıç İçin Altın Tavsiyeler

Soğuk havaların etkisini göstermesiyle birlikte grip (influenza) ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında gözle görülür bir artış yaşanıyor.
Kış aylarında bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak, yalnızca hastalıklardan korunmak için değil, genel yaşam kalitemizi artırmak açısından da büyük önem taşıyor.

Vücudumuz mevsim geçişlerinde stres, yorgunluk, uykusuzluk ve beslenme dengesizliklerine daha açık hale gelir. Bu nedenle koruyucu sağlık önlemleri alarak bağışıklık sistemimizi desteklemek, hastalıklara yakalanma riskini en aza indirmenin en etkili yoludur.
Aşağıda kış aylarına daha dirençli ve sağlıklı bir şekilde girebilmeniz için bilimsel temellere dayalı önerilerimi bulabilirsiniz.

1.⁠ ⁠Grip Aşınızı İhmal Etmeyin
Grip aşısı, her yıl Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerileri doğrultusunda güncellenir. Çünkü influenza virüsü sürekli mutasyon geçirir. Bu nedenle her yıl düzenli olarak aşı yaptırmak, bağışıklık sisteminin yeni virüs tiplerine karşı korunmasını sağlar.

Kimler mutlaka aşı olmalı?
•⁠ ⁠65 yaş üstü bireyler
•⁠ ⁠Kronik hastalığı olanlar (astım, diyabet, kalp hastalığı vb.)
•⁠ ⁠Hamile kadınlar
•⁠ ⁠Sağlık çalışanları ve toplu alanlarda çalışan kişiler
Aşı, yalnızca kişisel koruma sağlamakla kalmaz, toplum sağlığının da korunmasına katkıda bulunur.

2. Glutatyon ve C Vitamini: Bağışıklığın Güç İkilisi
Kış aylarında vücudun oksidatif stres seviyesi artar. Bu durum hücre hasarını hızlandırabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatabilir.
Bu süreçte glutatyon ve C vitamini takviyeleri, bağışıklık duvarını güçlendiren en etkili desteklerdir.

🔹 Glutatyonun Faydaları:
•⁠ ⁠Vücudun en güçlü doğal antioksidanıdır.
•⁠ ⁠Karaciğerin detoks kapasitesini artırır.
•⁠ ⁠Hücre yenilenmesini hızlandırır.
•⁠ ⁠Bağışıklık sistemini virüs ve bakterilere karşı daha dirençli hale getirir.

🔹 C Vitamininin Önemi:
•⁠ ⁠Beyaz kan hücrelerinin aktivitesini artırarak enfeksiyonlara karşı savunmayı güçlendirir.
•⁠ ⁠Glutatyonun vücutta yeniden aktif hale gelmesine yardımcı olur.
•⁠ ⁠Doku onarımını destekler, soğuk algınlığı semptomlarının süresini kısaltır.

Tıbbi öneri: Bu takviyeler, doktor kontrolünde damardan (IV terapi) veya ağızdan destek şeklinde uygulanabilir.

3.⁠ ⁠Bağışıklık Dostu Beslenme ve Su Tüketimi
Bağışıklık sisteminin temeli dengeli ve doğal beslenmedir.
Kış aylarında özellikle renkli sebze ve meyveler, probiyotik gıdalar ve protein kaynakları ön plana çıkarılmalıdır.

Bağışıklığı destekleyen besinler:
•⁠ ⁠Portakal, kivi, nar: C vitamini deposu
•⁠ ⁠Zencefil, zerdeçal: Anti-inflamatuar özellikli
•⁠ ⁠Yoğurt, kefir: Sindirim sisteminde yararlı bakterileri destekler
•⁠ ⁠Yumurta, balık, bakliyatlar: Protein ve D vitamini kaynağı

Ayrıca günde en az 2-2.5 litre su içmek, toksinlerin atılımını destekler ve mukozaların nem dengesini korur. Soğuk havalarda su içmeyi unutmak kolaydır; bu nedenle hatırlatıcılar kullanmak faydalı olabilir.

4.⁠ ⁠Uyku ve Dinlenme: Bağışıklığın Sessiz Gücü
Kronik yorgunluk, stres ve düzensiz uyku bağışıklığı en çok zayıflatan faktörlerdir.
Uyku sırasında bağışıklık sistemimiz sitokin adı verilen koruyucu proteinleri üretir. Bu nedenle düzenli uyku, enfeksiyonlara karşı en doğal koruma kalkanıdır.

Öneri:
•⁠ ⁠Günde 7-8 saat kesintisiz uyku
•⁠ ⁠Akşam saatlerinde mavi ışıktan uzak durmak
•⁠ ⁠Yatmadan önce kafein tüketmemek
•⁠ ⁠Uyku hijyeni için odanızı karanlık ve serin tutmak

5.⁠ ⁠El Hijyeni ve Kişisel Temizlik
Soğuk havalarda kapalı ortamlarda geçirilen süre artar, bu da virüslerin yayılmasını kolaylaştırır.
Basit bir önlem olan el yıkama alışkanlığı, viral bulaş riskini %70’e kadar azaltabilir.

Dikkat edilmesi gerekenler:
•⁠ ⁠Ellerinizi sabunla en az 20 saniye yıkayın
•⁠ ⁠Göz, burun ve ağız temasından kaçının
•⁠ ⁠Kalabalık ortamlarda maske kullanımı hâlâ etkili bir önlemdir

6. Düzenli Egzersiz ile Dolaşımı Canlandırın
Kış aylarında fiziksel aktivite azalır. Oysa düzenli egzersiz, kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin vücutta daha etkin dolaşmasını sağlar.

Basit ama etkili öneriler:
•⁠ ⁠Haftada 3-4 gün, 30 dakikalık yürüyüş
•⁠ ⁠Evde esneme veya yoga hareketleri
•⁠ ⁠Kapalı alan egzersizleri (pilates, dans, direnç egzersizleri)
Egzersiz, yalnızca fiziksel değil ruhsal olarak da bağışıklığı destekler; endorfin salgılanmasıyla stresin azalmasına yardımcı olur.

Önlem Al, Sağlıklı Kal
Kış mevsiminde sağlıklı kalmanın sırrı, hastalığı beklemeden önlem almakta gizlidir.

Küçük ama etkili adımlar atarak, hem bağışıklığınızı güçlendirebilir hem de enerjik bir kış geçirebilirsiniz.

Unutmayın: “Sağlık, korunduğunda en değerli yatırımdır.”

Bugünden başlayarak bedeninize gereken özeni gösterin — güçlü bir bağışıklık, sağlıklı bir yaşamın anahtarıdır. Eğer sizin de sağlığınıza önem veriyor ve bağışıklık sisteminizi korumak istiyorsanız, Alaçatı’daki Kliniğimize uğrayabilirsiniz. Dr. Başak Tanrıkulu Orhan

Hacamat: Vücudun Doğal Denge Noktasına Dokunan Tedavi Yöntemi

Geleneksel tedavi yöntemleri arasında özel bir yere sahip olan hacamat (kupa terapisi), hem bedensel hem ruhsal dengeyi destekleyen, binlerce yıllık bir iyileştirme sanatıdır. Günümüzde tamamlayıcı tıp uygulamaları arasında yer alan bu yöntem, vücudu arındırmak, kan dolaşımını düzenlemek ve bağışıklığı güçlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle Çeşme hacamat ve Alaçatı hacamat uygulamaları, bölgenin sakin atmosferiyle birleştiğinde, bedensel rahatlamayı ve ruhsal arınmayı destekleyici bir deneyime dönüşür.


Hacamat Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Hacamat, steril klinik koşullarında, hekim kontrolünde uygulanan bir kan alma yöntemidir. Negatif basınçla cilt üzerinde vakum oluşturulur, ardından mikro kesiler açılarak vücuttaki toksinlerin ve metabolik atıkların atılması sağlanır. Bu işlem, vücudun doğal iyileşme mekanizmasını harekete geçirir.

Klinik Alaçatı’da hacamat uygulamaları:
• Steril, tek kullanımlık ekipmanlarla
• Hekim gözetiminde
• Kişiye özel sağlık değerlendirmesi sonrasında gerçekleştirilir.


Hacamatın Bilimsel Faydaları

Bağışıklık sistemini güçlendirir: Kan ve lenf dolaşımını destekleyerek savunma sistemini aktive eder.
Kas ve eklem ağrılarını hafifletir: Özellikle boyun, sırt, bel ve diz bölgesinde rahatlama sağlar.
Vücudu detoksa hazırlar: Serbest radikallerin uzaklaştırılmasına katkıda bulunur.
Stresi azaltır: Otonom sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı etki oluşturur, uyku kalitesini artırır.
Migren ve baş ağrısında destekleyicidir: Dolaşımı düzenleyerek ağrı eşiğini yükseltir.


Kimler İçin Uygundur, Kimler İçin Uygun Değildir?

Hacamat; kronik yorgunluk, dolaşım problemleri, kas gerginliği yaşayan bireylerde destekleyici bir yöntem olarak tercih edilebilir. Ancak;
• Hamilelerde,
• Kan sulandırıcı kullananlarda,
• Anemi veya pıhtılaşma bozukluğu olanlarda
hacamat önerilmemektedir. Her uygulama öncesinde detaylı doktor değerlendirmesi yapılmalıdır.


Hacamat Ne Zaman Yapılmalı?

Klinik Alaçatı’da hacamat uygulamaları, kişisel sağlık durumuna göre mevsimsel ve periyodik planlamalar ile yapılmaktadır. Geleneksel olarak hicri takvim günleri dikkate alınsa da, modern tıpta en önemli nokta bireysel uygunluk ve medikal değerlendirmedir.


Dr. Başak Tantıkulu Orhan | Klinik Alaçatı
📍 Alaçatı, Çeşme / İzmir

Başlık Metninizi Buraya Ekleyin

Klinik Alaçatı: Bilimin, Doğanın ve İyileşmenin Buluşma Noktası

Uzm. Dr. Başak Tantıkulu Orhan önderliğinde hizmet veren Klinik Alaçatı, Ege’nin huzurlu atmosferinde fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında modern tıbbın en güncel yöntemlerini uygulayan özel bir merkezdir.

Amaç; yalnızca ağrıyı geçirmek değil, bedenin dengesini yeniden kurmak, hareket özgürlüğünü artırmak ve yaşam kalitesini kalıcı biçimde yükseltmektir.

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Nedir?

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR); kas, iskelet, sinir ve eklem sistemini etkileyen hastalıkların teşhis ve tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım sunar.

Dr. Başak Tantıkulu Orhan bu alandaki uzmanlığını, hem akademik bilgi birikimi hem de yılların klinik tecrübesiyle birleştirerek, her hastaya kişiye özel tedavi planı oluşturur.

Tedavinin merkezinde şu hedefler yer alır:

  • Ağrısız hareket kabiliyetinin geri kazanılması
  • Kas-iskelet dengesinin yeniden sağlanması
  • Kronik rahatsızlıklarda yaşam kalitesinin artırılması
  • Rehabilitasyon sürecinde uzun vadeli sürdürülebilir iyileşme

Klinik Alaçatı’da Uygulanan Tedavi Yöntemleri

🔸 Manuel Terapi

Kas ve eklem fonksiyonlarını iyileştirmek, postür bozukluklarını düzeltmek ve ağrıyı azaltmak için uygulanan özel bir el tedavisidir.
Manuel terapi ile; bel-boyun fıtığı, omuz sıkışma sendromu, skolyoz, kas spazmları gibi sorunlar doğal yöntemlerle tedavi edilir.

🔸 Kuru İğneleme (Dry Needling)

Kas içi tetik noktalara yapılan mikro iğne uygulamasıyla kas spazmları çözülür, kan dolaşımı artar ve ağrı kaynağı ortadan kaldırılır. Fibromiyalji, boyun ve bel ağrılarında oldukça etkilidir.

🔸 Elektroterapi ve Ultrason Tedavileri

Kas ve sinir sistemini uyararak ağrıyı hafifletir, ödemi azaltır ve iyileşme sürecini hızlandırır.
Spor yaralanmalarında ve kas zedelenmelerinde sıkça tercih edilir.

🔸 Ozon ve Mezoterapi

Doku yenilenmesini destekleyen bu uygulamalar, hem ağrı tedavisinde hem de dolaşımın düzenlenmesinde etkilidir.
Ozon tedavisi özellikle kronik yorgunluk, eklem hastalıkları ve dolaşım bozukluklarında destekleyici olarak kullanılır.

🔸 Kinezyo Bantlama

Vücuda özel elastik bantlar uygulanarak kas ve eklem desteği sağlanır, hareket kolaylığı artırılır.
Sporcu rehabilitasyonlarında sıkça tercih edilir.

🔸 Postür ve Egzersiz Rehabilitasyonu

Dr. Tantıkulu Orhan, yalnızca tedavi değil; doğru duruş, ergonomik yaşam alışkanlıkları ve kişisel egzersiz programları ile kalıcı iyileşmeyi hedefler.
Her hastaya özel egzersiz planları hazırlanır ve düzenli takip yapılır.

Bütüncül Yaklaşım: Beden, Zihin ve Ruh Dengesi

Klinik Alaçatı’da tedavi sadece fiziksel değil, psikosomatik dengeyi de kapsar. Bu nedenle klinikte her hasta, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve stres faktörleriyle birlikte değerlendirilir.
Gerektiğinde psikolojik destek, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleriyle iyileşme süreci desteklenir.

Klinik Alaçatı’nın Fark Yaratan Özellikleri

* Modern tıbbi cihazlarla donatılmış tedavi odaları
* Ege’nin doğal atmosferinde huzurlu bir klinik ortamı
* Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşım
* Her hastaya özel bire bir takip
* Kadın hekim liderliğinde güvenli ve konforlu bir deneyim

Kimler Klinik Alaçatı’ya Başvurabilir?

  • Bel, boyun ve sırt ağrısı yaşayanlar
  • Fibromiyalji veya kas romatizması tanısı olanlar
  • Skolyoz, duruş bozukluğu veya omurga eğriliği olanlar
  • Spor yaralanması geçiren profesyonel veya amatör sporcular
  • Eklem ağrısı, diz veya omuz problemleri yaşayanlar
  • Ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinde olanlar

Her Bel Ağrısı Fıtık Mıdır?

Uzm. Dr. Başak Tanrıkulu Orhan – Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı | Alaçatı – İzmir

Bel ağrısı, modern yaşamın en yaygın kas-iskelet sistemi şikayetlerinden biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yetişkinlerin yaklaşık %80’i hayatlarının bir döneminde en az bir kez bel ağrısı yaşar.


Ancak toplumda sıkça gözlenen bir yanılgı vardır: Her bel ağrısı, fıtık değildir.

Fizik tedavi pratiğinde gördüğümüz üzere, bel ağrılarının yalnızca %5-10’u bel fıtığı (lomber disk hernisi) kaynaklıdır. Geriye kalan büyük çoğunluğu mekanik, kas-kemik-duruş ilişkili nedenlerle ortaya çıkar.

Belin Anatomik Yapısı

Bel bölgesi (lomber omurga), beş omur (L1–L5) ve bunların arasında bulunan intervertebral disklerden oluşur.


Diskler; omurlar arasındaki darbe emici yastıkçıklardır ve iki ana bölümden oluşur:

  • Nucleus pulposus: Jel kıvamında, su ve proteoglikan açısından zengin iç çekirdek
  • Annulus fibrosus: Bu çekirdeği çevreleyen, çok katmanlı fibröz dış halka

Yaş, travma veya tekrarlayan zorlanmalar sonucunda bu yapı zayıflayabilir. Diskin dış halkası yırtıldığında, iç çekirdek dışarı taşarak sinir köklerine bası oluşturabilir.
İşte bu durum, bel fıtığı (lomber disk hernisi) olarak adlandırılır.

Her Bel Ağrısı Fıtık Kaynaklı Değildir

Bel ağrısı, mekanik, dejeneratif, inflamatuar veya visseral (iç organ kaynaklı yansıyan ağrılar) nedenlerle ortaya çıkabilir.
Fıtık tanısı koymadan önce bu olasılıkların dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Sık Görülen Bel Ağrısı Nedenleri

  1. Kas spazmları ve kas yorgunluğu
    Uzun süreli oturma, yanlış duruş, stres veya ani hareket kas liflerinde mikro yırtıklara neden olabilir.
    Bu durum ağrının en sık sebebidir ve genellikle 1–2 hafta içinde iyileşir.
  2. Mekanik bel ağrısı (nonspesifik ağrı)
    Omurlar, kaslar ve bağ dokuları arasındaki yük dağılımının bozulmasıyla oluşur.
    En sık görülen tiptir ve genellikle istirahat, egzersiz ve fizik tedaviyle düzelir.
  3. Faset eklem sendromu
    Omurların arka eklemlerinde oluşan dejenerasyon veya irritasyon sonucu belin alt kısmında lokalize ağrı görülür.
    Ağrı genellikle bacağa yayılmaz.
  4. Sakroiliak eklem disfonksiyonu
    Leğen kemiği ile omurgayı bağlayan eklemde hareket kısıtlılığı veya inflamasyon gelişebilir.
    Bu durum fıtıkla karıştırılabilir ancak sinir kökü basısı bulunmaz.
  5. Disk hernisi (bel fıtığı)
    Disk materyali dışarı çıkarak sinir köküne bası yaptığında radiküler ağrı (bacağa yayılan ağrı) ortaya çıkar.
    Bu ağrı genellikle tek taraflıdır, öksürme veya ıkınma ile artar ve hissizlik, karıncalanma veya kas güçsüzlüğü eşlik edebilir.

Bel Fıtığının Klinik Belirtileri

  • Bel ve bacakta tek taraflı ağrı (siyatik tipi)
  • Uyluk veya ayak parmaklarında uyuşma, karıncalanma
  • Kas gücü kaybı (özellikle ayak bileği veya parmaklarda)
  • Refleks azalması veya kaybı
  • Ağrının öksürme, hapşırma veya oturmayla artması

Bu belirtiler varsa, nörolojik muayene ve gerekirse MR görüntüleme yapılmalıdır.


Ancak MR’da her disk protrüzyonu klinik olarak anlamlı değildir — radyolojik bulguların klinik tabloyla uyumlu olması gerekir.

Tanı Süreci

Bel ağrısında en önemli basamak, doğru klinik değerlendirmedir.
Fizik tedavi uzmanı tarafından yapılan:

  • Kas kuvvet testi
  • Refleks değerlendirmesi
  • Duyu muayenesi
  • Lasegue (Straight Leg Raise) testi

gibi nörolojik muayene bulguları, fıtığın varlığı hakkında önemli ipuçları verir.

MR, yalnızca klinik bulgularla desteklendiğinde anlamlıdır; aksi halde yanlış tanıya ve gereksiz tedavilere yol açabilir.

Tedavi Yöntemleri

Her bel fıtığı ameliyat gerektirmez.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığının çoğu olgusunda birinci basamak tedavi yöntemidir.

1. Konservatif (Ameliyatsız) Tedavi

  • Yatak istirahati (ilk günlerde kısa süreli)
  • Kas gevşetici ve antiinflamatuar ilaçlar
  • Fizik tedavi modaliteleri (TENS, ultrason, sıcak-soğuk uygulamaları)
  • Manuel terapi ve traksiyon
  • Korse uygulamaları (kısa süreli)
  • Egzersiz ve postür eğitimi

2. Rehabilitasyon ve Egzersiz

Fıtık sonrası en önemli adım, kas dengesinin yeniden kurulmasıdır.

  • Core (karın-bel) kaslarını güçlendiren egzersizler
  • Pelvik tilt, McKenzie egzersizleri
  • Duruş ve hareket eğitimi

3. Cerrahi Tedavi

Sadece aşağıdaki durumlarda önerilir:

  • İleri derecede sinir basısı
  • Kas gücü kaybı
  • İdrar-gaita kontrol kaybı (cauda equina sendromu)
  • Uzun süreli konservatif tedaviye rağmen ilerleyen nörolojik bulgular

Bel Sağlığını Korumak İçin Öneriler

  • Ağırlık kaldırırken dizlerinizi bükün, belden eğilmeyin.
  • Uzun süre aynı pozisyonda kalmayın.
  • Gün içinde esneme molaları verin.
  • Düzenli olarak yüzme, pilates veya yürüyüş yapın.
  • Fazla kilolardan kaçının; karın çevresi yağlanma bele ekstra yük bindirir.
  • Ortopedik destekli yatak ve ergonomik sandalye tercih edin.

Bel ağrısının nedeni her zaman fıtık değildir.
Çoğu zaman kas, bağ veya eklem kaynaklı basit mekanik sorunlar söz konusudur ve doğru fizik tedavi yaklaşımlarıyla tamamen iyileşebilir.


Kendi kendinize tanı koymak ya da kulaktan dolma tedavi yöntemleri uygulamak yerine, bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına başvurmak, hem doğru tanı hem de kalıcı çözüm açısından en güvenli yoldur.


Randevu ve bilgi için: 0530 544 20 35

Myofascial Pain Syndrome (Miyofasiyal Ağrı Sendromu) Nedir?

Günümüzde boyun, omuz, sırt ve bel ağrıları, yaşam kalitesini en çok etkileyen sorunların başında gelmektedir. Özellikle masa başında uzun süre çalışan, hareketsiz yaşam tarzı benimseyen ya da yoğun stres altında yaşayan bireylerde bu ağrılar kronikleşebilmektedir. İşte bu noktada sık karşılaştığımız tanılardan biri de Myofascial Pain Syndrome (Miyofasiyal Ağrı Sendromu)dur.

İzmir Alaçatı’daki polikliniğimizde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı olarak, her gün birçok hastada miyofasiyal ağrı sendromu ile karşılaşıyoruz. Bu yazımızda, hem hastaları hem de bu konuda bilgi arayan herkesi bilgilendirmek için bu sendromu tüm yönleriyle ele almak istiyoruz.

Myofascial Pain Syndrome Nedir?

Miyofasiyal ağrı sendromu, kaslarda yer alan ve “tetik nokta” olarak adlandırdığımız hassas alanların neden olduğu, lokalize ve yayılabilen (yansıyan) ağrı ile karakterize kronik bir ağrı sendromudur.

Bu tetik noktalar genellikle kas lifleri içerisinde sertleşmiş bantlar şeklinde hissedilir. Dokunulduğunda hem bulunduğu bölgede ağrıya yol açar, hem de farklı bölgelere yansıyan ağrı oluşturabilir. Örneğin, omuz kasındaki bir tetik nokta baş ağrısına ya da kol ağrısına neden olabilir.

Miyofasiyal ağrı sendromu çoğu zaman fark edilmez, “kas tutulması” ya da “kronik yorgunluk” zannedilir. Oysa ki bu durum uzun süre tedavi edilmediğinde kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir.

Miyofasiyal Ağrı Sendromunun Belirtileri

Hastalarımızda en sık gözlemlediğimiz şikayetler şunlardır:

  • Kas ağrısı: Genellikle boyun, sırt, bel, omuz ve kalça bölgesinde yoğunlaşır.
  • Tetik noktalar: Dokunulduğunda küçük sertlikler hissedilir ve üzerine basıldığında ağrı farklı bölgelere yayılabilir.
  • Hareket kısıtlılığı: Kasların gerginliği nedeniyle özellikle sabahları ya da uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra hareket etmek zorlaşır.
  • Baş ağrısı ve kulak çevresi ağrısı: Boyun ve omuz kaslarındaki tetik noktalar, migreni andıran baş ağrılarına sebep olabilir.
  • Uykuda bozulma: Sürekli ağrı nedeniyle uyku kalitesi düşer, sabahları yorgun uyanma sık görülür.
  • Kaslarda güçsüzlük hissi: Ağrıya bağlı olarak kaslar normal performansını sergileyemez.

Bu belirtiler kişiden kişiye değişmekle birlikte, uzun süreli olduğunda yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler.

Miyofasiyal Ağrı Sendromunun Nedenleri

Miyofasiyal ağrı sendromunun ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynar:

  1. Yanlış duruş (postür bozukluğu): Masa başında çalışırken kambur durmak ya da sürekli öne eğilmek kaslarda dengesizlik yaratır.
  2. Hareketsizlik: Uzun süreli oturma ve egzersiz yapmama, kaslarda dolaşım bozukluğuna yol açar.
  3. Tekrarlayan hareketler: Aynı hareketin sık sık yapılması (örneğin bilgisayar başında fare kullanmak) kasları zorlar.
  4. Travmalar: Kas zedelenmeleri, düşmeler ya da küçük yaralanmalar tetik noktaların oluşmasına neden olabilir.
  5. Stres: Duygusal stres kasların istemsiz olarak gerilmesine yol açar.
  6. Uyku düzensizlikleri: Yetersiz uyku kasların yeterince gevşeyip onarılmasını engeller.
  7. Soğuk ve nemli ortam: Kaslar soğuk ortamda daha kolay kasılır ve tetik noktalar oluşur.

Miyofasiyal Ağrı Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

Hastalar polikliniğimize genellikle “geçmeyen boyun ya da bel ağrısı” şikayetiyle başvururlar. Tanı koymada en önemli unsur, detaylı fizik muayenedir. Muayene sırasında kaslarda tetik noktaların varlığı, kas sertliği ve ağrının yayılımı değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemleri (MR, röntgen vb.) genellikle normal çıkar çünkü miyofasiyal ağrı sendromu kas ve yumuşak doku kaynaklıdır. Bu nedenle doğru tanı, deneyimli bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı tarafından yapılan muayene ile mümkündür.

Tedavi Yöntemleri

İzmir Alaçatı’daki polikliniğimizde miyofasiyal ağrı sendromu tedavisinde kişiye özel planlama yapmaktayız. Tedavide amaç yalnızca ağrıyı azaltmak değil, aynı zamanda tekrarını önlemektir.

Başlıca tedavi yöntemleri:

1. Manuel Terapi

Kaslara uygulanan özel mobilizasyon ve gevşetme teknikleri ile kas gerginliği azaltılır.

2. Kuru İğneleme (Dry Needling)

Tetik noktalara çok ince iğneler uygulanarak kas spazmı çözülür ve dolaşım hızlandırılır.

3. Fizik Tedavi Modaliteleri

  • Ultrason
  • TENS (elektrik stimülasyonu)
  • Lazer
  • Sıcak-soğuk uygulamalar

Bu yöntemlerle kasların kanlanması artırılır ve iyileşme hızlanır.

4. Egzersiz Programları

Her hastaya özel germe, esneme ve güçlendirme egzersizleri planlanır. Düzenli egzersiz hem mevcut ağrıyı azaltır hem de tekrar oluşmasını önler.

5. Postür Eğitimi ve Ergonomi Danışmanlığı

Hastalarımıza günlük yaşamda doğru duruş alışkanlıkları kazandırıyoruz. Ofis ortamında masa ve sandalye düzeninden, uyku pozisyonuna kadar birçok faktörde danışmanlık veriyoruz.

Myofascial Pain Syndrome (Miyofasiyal Ağrı Sendromu), toplumda oldukça sık görülen ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir kas-iskelet sistemi problemidir. Doğru tanı ve uygun tedavi yöntemleriyle ağrı büyük oranda kontrol altına alınabilir.

Eğer siz de boyun, bel, sırt veya omuz bölgesinde geçmeyen kas ağrılarından şikâyet ediyorsanız, vakit kaybetmeden bir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanına başvurmanız gerekir.

📍 Dr. Başak Tanrıkulu Orhan – İzmir Alaçatı Polikliniği
👩‍⚕️ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

Unutmayın, ağrısız bir yaşam mümkün.

Kübital Tünel Sendromu: Belirtileri, Tedavi Yöntemleri ve Fizik Tedavi Yaklaşımı

Merhaba, ben Dr. Başak Tanrıkulu Orhan. Uzun yıllardır fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı olarak hizmet veriyorum. Bugün sizlere günlük yaşamda sık rastlanan ve özellikle bilgisayar başında çalışanlarda artan bir sorun olan Kübital Tünel Sendromu hakkında kapsamlı bilgi vermek istiyorum.

Kübital Tünel Sendromu Nedir?

Kübital Tünel Sendromu, dirseğin iç kısmında bulunan ulnar sinirin dar bir kanaldan geçerken sıkışmasıyla ortaya çıkar. Bu sinir; elin küçük parmağı ve yüzük parmağının bir kısmına duyuyu iletir, aynı zamanda bazı el kaslarının hareketini kontrol eder. Sıkışma meydana geldiğinde, hem duyu bozuklukları hem de hareket kısıtlılıkları oluşabilir.

Kübital Tünel Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Hastalar genellikle şu şikâyetlerle başvurur:

  • Küçük parmak ve yüzük parmağında uyuşma, karıncalanma, yanma hissi,
  • Dirseğin iç kısmında ağrı,
  • El kaslarında güçsüzlük, kavrama sorunları,
  • İnce motor becerilerde zayıflama (örneğin düğme iliklerken zorlanma),
  • Uzun süre dirsek bükülü kaldığında şikâyetlerin artması.
    Özellikle gece uyurken dirseğin bükülü kalması sonucu gece ağrısı ve uyuşma sık görülür.

Kimler Risk Altında?

  • Bilgisayar kullanıcıları ve masabaşı çalışanlar,
  • Telefonla uzun süre konuşurken dirseğini dayayan kişiler,
  • El işçiliği yapan ustalar (marangoz, tesisatçı vb.),
  • Sporcularda (özellikle tenis, güreş, halter gibi branşlarda),
  • Daha önce dirsek travması geçirenler.

Kübital Tünel Sendromu Tanısı Nasıl Konur?

  • Fizik muayene ile sinir hattı üzerinde hassasiyet değerlendirilir.
  • Elektromiyografi (EMG) testi ile sinir iletim hızı ölçülür.
  • Dirsek çevresinde yapısal bir problem düşünülüyorsa görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.

Kübital Tünel Sendromu Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kübital Tünel Sendromu’nda tedavi süreci, hastalığın ilerleme düzeyine göre belirlenir.

  1. Erken Dönem Tedavisi
  • Dirseği uzun süre bükülü pozisyonda tutmaktan kaçınma,
  • Dirseği destekleyen yumuşak yastık veya atel kullanımı,
  • İlaç tedavisi (ödem ve sinir üzerindeki baskıyı azaltmak için),
  • Fizik tedavi uygulamaları (manuel terapi, egzersizler, elektroterapi).
  1. Fizik Tedavinin Rolü
    Benim uzmanlık alanım olan İzmir fizik tedavi ve Alaçatı fizik tedavi kliniklerimizde uyguladığımız yöntemler şunlardır:
  • Sinir mobilizasyon egzersizleri ile sıkışmış sinirin rahatlatılması,
  • Kas güçlendirici egzersizler ile el fonksiyonlarının korunması,
  • Elektroterapi (TENS, ultrason vb.) ile ağrı kontrolü,
  • Günlük yaşam ergonomisi hakkında danışmanlık.
  1. İleri Dönem Tedavisi
    Eğer fizik tedaviye rağmen ilerleyen kas erimesi veya ciddi sinir hasarı varsa, cerrahi yöntemler devreye girer. Ameliyatla sinirin rahatlatılması amaçlanır. Ancak çoğu vakada erken dönemde başlanan fizik tedavi ile cerrahiye gerek kalmadan başarı sağlanmaktadır.

Kübital Tünel Sendromunda Erken Müdahale Neden Önemlidir?
Erken dönemde teşhis edilip tedaviye başlanmazsa, sinir hasarı kalıcı olabilir. Bu durum, el fonksiyonlarında kalıcı kayıplara yol açabilir. Bu nedenle dirsek ve el uyuşmaları hafife alınmamalı, en kısa sürede bir uzman değerlendirmesi yapılmalıdır.

Kübital Tünel Sendromu, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen ama doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilen bir sağlık problemidir.

Alaçatı fizik tedavi ve rehabilitasyon polikliniğimizde hizmetleriyle bu tür sinir sıkışmalarına bütüncül çözümler sunuyoruz.

Eğer siz de dirseğinizde uyuşma, ağrı veya güçsüzlük hissediyorsanız vakit kaybetmeden bir uzmana muayene olabilirsiniz. Erken teşhis ile çok daha başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz.

İzmir Alaçatı Fizik Tedavi Kliniğimiz için randevu almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

+90 (530) 544 20 35
Alaçatı Mahallesi, 14020 Sokak No:2, Çeşme, İzmir

Romatoid Artrit Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Romatoid artrit (RA), bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırmasıyla gelişen kronik, iltihaplı ve sistemik bir romatizmal hastalıktır. En çok küçük eklemleri (eller, bilekler, ayaklar) etkileyen bu hastalık, zaman içinde daha büyük eklemleri de tutabilir ve hatta akciğer, kalp, göz gibi eklem dışı organlara da zarar verebilir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Başak Tanrıkulu Orhan, özellikle Alaçatı fizik tedavi kliniğinde romatoid artritli hastalara bireysel tedavi planları sunarak yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir.

Romatoid Artritin Görülme Sıklığı Nedir?

•⁠  ⁠Dünya nüfusunun yaklaşık %1’ini etkiler.

•⁠  ⁠Kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülür.

•⁠  ⁠Genellikle 30-50 yaş arasında başlasa da her yaşta ortaya çıkabilir.

•⁠  ⁠Kronik seyirlidir ve erken tanı eklem sağlığının korunması açısından çok önemlidir.

Romatoid Artrit Neden Olur?

Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte birçok faktör rol oynar:

•⁠  ⁠Genetik yatkınlık: Aile öyküsü olanlarda risk yüksektir.

•⁠  ⁠Bağışıklık sistemi: Vücudun bağışıklık sistemi eklem dokusunu “yabancı” algılar.

•⁠  ⁠Çevresel faktörler: Sigara, kirli hava, bazı enfeksiyonlar tetikleyici olabilir.

•⁠  ⁠Hormonal etki: Kadınlarda daha sık görülmesi, hormonların etkisini göstermektedir.

Romatoid Artrit Belirtileri Nelerdir?

Romatoid artritin belirtileri genellikle sinsi başlar ve zamanla artar.

•⁠  ⁠Sabah tutukluğu: 30 dakikadan uzun süren eklem katılığı

•⁠  ⁠Eklem ağrısı ve şişlik: Özellikle el ve ayak eklemlerinde

•⁠  ⁠Simetrik eklem tutulumu: Her iki elde aynı eklemler

•⁠  ⁠Yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık

•⁠  ⁠Ateş ve kilo kaybı

•⁠  ⁠İlerleyen dönemde deformiteler (örneğin parmaklarda şekil bozuklukları)

Bu şikayetler fark edildiğinde, İzmir fizik tedavi uzmanına veya Alaçatı fizik tedavi merkezine başvurmak tedavi sürecini hızlandırır.

Romatoid Artrit Tanısı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirmeyle yapılır:

•⁠  ⁠Fizik muayene: Eklemlerde şişlik, hassasiyet ve hareket kısıtlılığı

•⁠  ⁠Kan testleri:

    * Romatoid Faktör (RF)

    * Anti-CCP (en spesifik testlerden biri)

    * CRP ve Sedimantasyon (iltihap düzeyini gösterir)

•⁠  ⁠Görüntüleme: Röntgen, ultrason ve MR ile eklem hasarı saptanır

Erken tanı, eklem sağlığının korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Romatoid Artrit Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Romatoid artrit tedavisinde amaç, iltihabı kontrol altına almak, eklem deformitesini önlemek ve hastanın günlük yaşamını kolaylaştırmaktır.

1.⁠ ⁠İlaç Tedavisi

•⁠  ⁠Ağrı kesiciler ve antiinflamatuvar ilaçlar

•⁠  ⁠Kortizon tedavileri

•⁠  ⁠DMARD’lar (Hastalığı yavaşlatıcı ilaçlar)

•⁠  ⁠Biyolojik ajanlar (özellikle ileri vakalarda)

2.⁠ ⁠Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

İzmir ve Alaçatı fizik tedavi merkezlerinde, ilaç tedavisine ek olarak rehabilitasyon programları uygulanır:

•⁠  ⁠Eklem hareket açıklığını artırıcı egzersizler

•⁠  ⁠Kas güçlendirme çalışmaları

•⁠  ⁠Ağrı azaltıcı fizik tedavi modaliteleri (ultrason, sıcak-soğuk uygulamaları, elektroterapi)

•⁠  ⁠Günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırıcı rehabilitasyon teknikleri

Bu yöntemler sayesinde eklemler korunur, ağrı azalır ve yaşam kalitesi yükselir.

3.⁠ ⁠Yaşam Tarzı Düzenlemeleri

•⁠  ⁠Düzenli egzersiz: Yüzme, pilates, yoga gibi eklem dostu sporlar

•⁠  ⁠Beslenme: Omega-3 ve anti-inflamatuar diyet

•⁠  ⁠Sigara bırakma

•⁠  ⁠Stres yönetimi ve uyku düzeni

Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Başak Tanrıkulu Orhan, hastalara kişisel tedavi planları sunmaktadır. Tedavide amaç:

•⁠  ⁠Eklem hareketlerini korumak

•⁠  ⁠Ağrıyı azaltmak

•⁠  ⁠Kas gücünü artırmak

•⁠  ⁠Günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırmak

•⁠  ⁠Uzun vadede eklem deformitelerini önlemek

Her hasta için kişiye özel fizik tedavi programı hazırlanarak, modern ve bilimsel yöntemlerle tedavi uygulanır.

Unutulmamalıdır ki Romatoid artrit, doğru tanı ve tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Erken dönemde başlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon programları, hem eklem sağlığını korur hem de yaşam kalitesini artırır.

Eğer siz de romatoid artrit belirtileri yaşıyorsanız, İzmir Alaçatı fizik tedavi merkezlerinde, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Başak Tanrıkulu Orhan’dan destek alarak sağlıklı bir yaşam için adım atabilirsiniz.

👉 Randevu için: +90 (530) 544 20 35

📍 Kliniğimiz, Sağlık Bakanlığı tarafından uluslararası sağlık turizmine akredite edilmiş bir Ayakta Teşhis ve Tedavi Kurumudur.